11 Mayıs 2016 Çarşamba

düet.

yazma yetimi elimden almasına müsaade etmemek dileğiyle çaldım kapıyı. bu taciz sayıldı.
her medeni insanın verdiği tepkiydi bu oysa, ve oysa medeniyet oynunu çoktan aşmıştık ve ben oldukça kibar ve düşünceliydim de sana.
tam beş ay sonra, tam beş ay boyunca, hep kanamalarına maruz kaldım. bu seninle tam ilgili olan birşey değildi de. senin açtığın yarıklardan akan maden suları belkide.
ve o gün,
7 mayıs.
çalabildim kapını debelenerek de olsa. kapını çalmadan evvel rüyamda gördüğüm iki kadın benim en değerli arkadaşlarımdandı. belki de bu yaşamda, coming out olamadığım ve ilk aşkıma ilk tanık olan iki kadındı onlar, birlikte yaşadılar ve birlikte öldüler...
kapını çalmadan evvel, iki saat hastane önünde de bekledim elimde ''acılı ekmekler''le...
kapını çalmadan evvel, kalp çarpıntım geri geldi, yarım saat kadar apartman kapısı önünde bekledim...
ve kapını çalmadan evvelimi evinin kapısı önünde, apartman köşelerinde de çarçur ettim...
ama en sonu çaldım o kapıyı.
annen açtı...
ben derim ki, bu işte bir hayır vardı.
rüyamı Allah gördü belki ve bana acıdı da, masumiyetine... hayır benım değil, rüyamda gördüklerimin... o iki kadının elleri değdi ellerine, değdi ellerime, değdi annene belki ve...
sen değil, o açtı kapıyı, araladı o eşiği ve beni davet etti ötesine...
sense tek numara yapandın o gün sanırım. hem annene hem bana... ötekileri tanımazdın zaten...senden evvel dünyadan ayrıldılar...
o evvelde kalan iki kadının cenazesine ve yaşamlarına şahit olmak, hem de ötesi onları yıllar boyunca tanımak ve onlarla yatıp kalkmak, sen bilmezdin arkadaş kaybını...
öyle sıradan arkadaş da değil, lise başından üniversite sona kadar geçen bir vardiya...
ölmeden evvel geçen muhabbetlere mesela sen hiç denk gelmedin.
ve bu yüzden bilemezsin.
sana neden geldim, neden çaldım kapını habersizce ve neden annenle o kadar güzel sevindim tanıştığıma ve seninle yüz yüze geldiğime...
bilemezsin.
ve bilme de.
senin sade
bildiğin
taciz, hadsiz, haciz dolu münasebetler olsun aylar öncesi.
ben geride bırakamadım bir şeyleri
ve sen bilme de.
bırak öyle değerli kalsın
kalmalı da!

cenk konuştu ve dedi ki selin, ipek ve bana : '' param olsaydı gelir miydin benimle?''* sonra tekrar etti başka bir dizede : ''cesur olsaydım gelir miydin benimle?''*
sen bunları asla bilmedin.
ben bilmediklerinden arta kalan yarı halimle karşına dikildim.
annen yemeğe davet ettikçe sen irkildin.
ama panik etme
ben geri çevirdim.

bir sürü sana dairi sana dahil olamadılar diye...

en son yüzüne baktım, arkamda selin ve ipek belki tek açılamadıklarım ve ilk şahitlerim aşık olmama,
en son yüzüne baktım, ve sen orda yok oldun.

buğz ettim sedef.
bu kelimenin anlamını da sen bilemezsin.

o yüzden buranın ismini sağırlığına yordum. çünkü öyleydin.
kendine dumur olan, başkasına oynayan ama yazdıkça şeytanları eline dolan
kadın.

sana şahit olmak artık bir musibet.
her ders başı üflenerek yenilen bir özet acı.
olması gereken
gibi.

selam.